Denetim, sıklıkla yanlış biçimde yalnızca hata bulmaya, suç tespit etmeye ya da cezalandırmaya yönelik bir faaliyet olarak algılanmaktadır. Oysa denetim, özünde bir “kontrol” ya da “yaptırım” mekanizması olmaktan ziyade, önceden belirlenmiş ölçütler çerçevesinde mevcut durumun objektif şekilde değerlendirilmesini amaçlayan bir süreçtir.
Denetim aynı zamanda kusursuzluk arayışı olarak da görülmemelidir. Denetimin amacı mutlak doğruluğu ya da hatasızlığı ispatlamak değil, makul güvence sağlamaktır. Bu nedenle denetim sonuçları, mutlak doğrulardan ziyade belirli varsayımlar, yöntemler ve kanıtlar çerçevesinde ulaşılan mesleki yargıları ifade etmektedir. Denetimden, tüm risklerin ortadan kaldırılmasını ya da her türlü usulsüzlüğün kesin olarak ortaya çıkarılmasını beklemek, denetimin doğasına ve sınırlarına aykırıdır.